|
Aklın en büyük görevi, kendisini yaratan Allah'a
inanmaktır. Çünkü ALLAH (cc) EN BÜYÜK GERÇEK'tir.Bütün
peygamberler tarih boyunca aklı bu göreve
çağırmışlardır.Bu görevin Kur'an'daki
adı ise "iman" dır.
İman, birbirini tamamlayan temel prensiplerin, oluşturduğu
bir inanç sistemidir. Bu sistem bir bütündür. Bilim dilinde inancın bir
başka adı da "akide" dir; çoğulu "Akaid" dir.
İslam Tarih'inde ilmin, zihinden yazıya dökülmeye
başlandığı günlerden zamanımıza kadar
çeşitli konularda olduğu gibi akaid konusunda da değerli eserler
verilmiştir.Bu kaynaklar, her çağda müslümanlara ışık
tutmuş, Kur'an ve Sünnet'in çizgisinde inançlarını
korumalarına yardım etmiştir. Bu çalışmalardaki
sürekliliğin temelinde iki amaç bulunduğunu söylemek mümkündür.
Bunlardan biri, zaman zaman müslüman olan millet ve
toplulukların İslam'a en doğru şekilde
bağlanmalarını sağlamak, diğeri ise, devirler boyu
dış kültürlerin etkisi altın yozlaşmaya yüz tutan
anlayış düşünce ve değer yargılarını
ıslah etmek, bu suretle toplumun İslam'dan kopmasını
önlemektir. Bu çalışmamızın da temelinde aynı niyetin
bulunduğunu vurgulamak isteriz. Çünkü son zamanlarda bazı odaklar,
zihin bulandırıcı ve saptırıcı birtakım
felsefi ve ideolojik düşünceler ortaya atarak müslümanların
vicdanları üzerinde yönlendirici etkiler bırakmak istemişlerdir.
Bu cevrelerin ısrarlı, sinsi ve yıkıcı gayretlerine
karşı müslümanları uyarmak ve aydınlatmak, ilme hizmet
edenlerin kaçınılmaz görevleridir. İşte bu noktadan
hareketle kaleme alınmış olan bu kitabın özellikle en büyük
amacı İslam'ın ve Kur'an'ın bir bütün olduğunu
zihinlere kazımak ve bir insanın, eğer gerçekten bu
bütünlüğe inanıyorsa ancak mümin sayılabileceğini, aksi
halde İslam ile hiçbir ilişkisinin bulunamayacağını
kanıtlamaktır.
Kitabın ikinci amacı da bir
insanın aynı zamanda (birbirleri ile çelişen ve birbirini
yalanlayan) iki farklı inancı Kabul edemeyeceğini, bunu
yapanların ise esasen cahil değil, bilakis sinsi ve maksatlı
olduklarını su yüzüne çıkarmaktır. Belirtmek gerekir ki
nifakın yeni bir türü olan bu eğilim son zamanlarda
yaygınlık kazanmış ve iman konularında yeterli bilgiye
sahip olmayanları tehlikeli yanılgılara düşürmüştür.
Bu nokta göz önünde bulundurularak imani ve felsefi kavramlar analitik
açıklamalar ile sunulmuş, böylece İslam İnanç Sistemi'ne
hiç bir hilenin asla karıştırılamıyacağı bir
kez daha ortaya konmuştur. Dolayısı ile yüzyıllar once
müslümanların yaşamadığı çağdaş vicdani
sorunlara, tabiatıyla yer vermemiş bulunan eski akaid
kitaplarının bu konudaki boşluğunu doldurmak kitabın
temel amacıdır.
Metod olarak üç bağlamdan oluşan
kitabın her bölümü, temel konulardan ayrıntılara doğru
açılan bir yelpaze şeklinde sunulmuş, böylece okuyucunun
aradığını rahatça bulabileceği bir yöntem
izlenmiştir.
Bu ana bölümlerin birincisinde din ve iman kavramları
ile imansızlığın çeşitli şekilleri olan küfür,
şirk, nifak, zındıklık ve irtidad kavramları ele
alınmış, bu terimlerin içerdiği çok yönlü anlamlar
derinlemesine işlenmiştir. Özellikle Darvinizn, Pozitivizm
ve Marksizm gibi çağdaş felsefi ve ideolojik düşünce
akımlarının neden olduğu sapmalara yer verilerek
müslümanların tereddüt içinde oldukları bir çok
yanıltıcı noktalar açıklığa
kavuşturulmuştur.
İkinci Bölüm'de kısaca "Amentü" olarak bilinen imanın altı
ilkesi işlenmiş, gerçek tevhidin ne olduğu geniş
açıklamalar ile sunulmuştur.
Üçüncü Bölüm'de ise insan psikolojisini yönlendirmede
etkili olan büyü, kehanet ve meditasyon gibi konularla ruh, cin ve şeytan
gibi aklın izah edemediği metafizik gerçekler ile bilgi
verilmeye çalışılmış, bu konuların iman ile olan
ilişkilerine açıklık getirilmiştir.
Bu çalışmanın herkese
yararlı olmasını diliyoruz. Özellikle İslam'ın
(kısmen de olsa) inkar edici bir ideolojiye bağlanan, bununla
birlikte müslüman olduğunu sanan, ancak böyle bir inanış ve
kanaat biçimi ile mümin sayıldığını hiçbir zaman
kanıtlayamayacak olan insanlar için bu kitabın iyi bir
kılavuzluk edeceğine inanıyor, vicdanlarda batıl
inanışların değil, gerçeklerin yer alması için Allah'a
dua ediyoruz.
Ferit Aydın
|